Tarih: 04.01.2008 | Kategori:
İşçi - Sendika
“Hakkımızı aradığımız, ekmeğimize sahip çıktığımız ve sendikalı olduğumuz için işten çıkarıldık.”Tüm İlerici Gençlik Derneği olarak, İstanbul’da bulunan Güven Elektirik Sanayi Mamülleri İmalat ve Ticaret Şirketi’nde yıllarca çalışıp, emek vermiş ve hiçbir neden belirtilmeden işten çıkarıldıkları için direnen işçileri ziyaret ettik.
Bu fabrikada işçiler elektirikli süpürge, ütü, beyaz eşya ve elektirikli ev aletleri üretiyor. Fabrika Simens, Vestel, Arçelik gibi markalara da ürettiği parçaları satıyor. Fabrikada yirmi dört saat üretim yapılıyor. İşçiler ise üç vardiya şeklinde çalışıyor. 16 sene bu fabrikaya emek veren işçinin aldığı maaş ise beş yüz ytl.
Fabrikanın kapısı önünde yağmur demeden kar demeden emekçiler direnişlerini sürdürüyor. Ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz bu gün İstanbu’da hava çok soğuk ve karlı. Yol bayunca üşüyen bizler işçilerin sıcak karşılamasıyla dondurucu havanın etkisini unuttuk. Orada bulunan Şükrü, Recep, Mehmet, Ali ve Zafer adlı direnişçilerle tanıştık. Onlarla fabrikanın kapısı önünde bu onurlu mücadeleleri üzerine söyleşi yaptık.
Sohbetimiz öncelikle fabrikanın görünümü üzerine oldu. Çünkü oldukça dikkat çekiciydi. Onları ziyarete gittiğinizde sizinde dikkatinizi çekecektir, üzerinde “özel mülkiyettir girilemez” yazılı dev beyaz bir kapı, ki yeni yapıldığı belli oluyor. Sac levhalarla yükseltilen duvarların üzeri ise jiletli tellerle çevrilmiş... Baktığınızda, Ali arkadaşın söylemiyle, “hapisaneden farkı yok” fabrikanın. İşçinin emeğiyle işleyen bu fabrikada patronun fabrikanın kapısına yazdığı gibi özel mülkiyetini korumak amaçlı aldığı önlemler, yine fabrikaya yıllarca emek veren işçiye karşı alınıyor.
Daha sonra Birleşik Metal-İş Sendikasına üyeli olan direnişçilerden Zafer arkadaş bizi süreç hakkında bilgilendirdi.
“Başta üç arkadaş hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldık. Ardından sayımız sekiz oldu. 8 Aralık’tan bu yana, baskılara, tehditlere rağmen direnişimizi sürdürüyoruz. “
Patronun işten çıkarma gerekçesinin ne olduğunu sorduğumuzda Zafer arkadaş: “Hakkımızı aradığımız, ekmeğimize sahip çıktığımız ve sendikalı olduğumuz için işten çıkarıldık.” diyor.
Bu durum karşısında yargı sürecine gidilip gidilmediğini sorduk. “Yargı sürecine gidildi. Patron vekilinin itirazı iş koluna oldu. Şirket-İş kolunun görevlendirdiği çalışma bakanlığından gelen müfettiş yirmi altı martta burada bir inceleme yaptı. İncelemede 20. 04.2007 tarihli resmi gazetede buranın Metal-İş koluna bağlı olduğu yazıldı. Fakat patron vekili buna da itiraz etti. Olayı iş mahkemesine taşıdı. Patronun bu itirazı sonucunda iş mahkemesindeki hakim üç bilir kişi raporu istedi. Bu raporların üçü de fabrikanın petro-kimya iş kolunda olduğunu ve fabrikada plastiğin daha ağır olarak kullanıldığını belirtiler. Evet plastik daha ağırlıklı olarak kullanılıyor. Ancak görevi yapan motor. Motor ne? Metal!”
“Güven Elektrik’in işçisi olarak en çok zorumuza giden bir olayı anlatayım. Fabrikamızın avukatı, Fanset’in, elektrikli ev aletleri üreten fabrikanın da avukatıdır. Bu avukat 2004 yılında Fanset’teki örgütlenmede, bu fabrikadaki emekçi arkadaşlarımız petro-kimya iş kolundaki bir sendikada örgütleniyor, fabrikanın petro- kimya iş koluna değil de metal-iş koluna bağlı olduğunu belirtiyor. Bugün de aynı avukat bize karşı, Güven Elektirik’in metal-iş koluna değil de petro-kimya iş koluna bağlı olduğunu savunuyor. Mart ayında bir karar verilecek. Ve verilecek olan karar ne olursa olsun biz davamızın peşindeyiz. Oldu da yargı kararı da alehimize olursa, burası petro-kimya iş koludur dendiği zaman da biz de konfederasyonumuzun Lastik-İş Sendikası’nda örgütleniriz. İnadına sendika, inadına DİSK!”
Sohbetimiz sürerken bulunduğumuz yerden sık sık tırlar, iş araçları kamyonlar geçiyor. Direnişçilerin bulunduğu yer, fabrikanın önünde can güvenliği olmayan bir yer. Biz sohbet ederken patron da binaya astığı ve direnişçilere çevrili olan kamerası yetmiyormuş gibi güvenlik görevlisinin de eline bir kamera tutuşturarak penceresinden bizi görüntülüledi.
Bir süre sonra direniş yerine Birleşik Metal-İş Sendikası Şube Başkanı Yılmaz Bayram geldi. Selamlaşmanın ardından sürecin nasıl geliştiğini ve bugünkü durumunu bir de onun ağzından dinledik.
“Bugün fabrikada işveren her gün işçileri işten çıkarma tehditlerine, bir film yönetmeni gibi kamerayla insanları izleyerek onların üzerine baskı kurmasına rağmen içerde ve dışarda iyiyiz. Patronun tehditlerinin, şantajlarının yanı sıra Türkiye’deki anti demokratik yasalarında ortaya koyduğu zorluklara rağmen bir buçuk yıldır sendikalaşma mücadelesi veriyoruz. Sendikalaşmada çoğunluğun sağlanmasının ötesinde bir de iş kolu itirazıyla karşılaşıyoruz. 1980 faşit anayasanın da, faşistlerin çıkardığı anayasa demek daha doğru olacak, işimizi zorlaştırdığının farkındayız. Bizim için önemli olan bütün bunlara rağmen çalışan işçilerin sınıf mücadelesinden yana tavır almaları. Bize içerden de destek sürüyor. İşverenin komite arkadaşlarımızla yapması gereken toplantıyı onlar olmadan, işçilerle ve de sendikalı olmayan altmış civarındaki işçileride katarak bir referandum yaptı. Bizim DİSK olarak yıllardır söylediğimiz, işletmelerde, iş kollunda hatta iş yerlerinde referandum ile ortaya çıkacak; ancak sermayenin sermaye iş kollarının kabul etmediği Güven Elektirik’te bu oylama yani referandum yapılıyor. Adil olan oylamada işveren işçileri bu işletmenin kapatılmasını isteyen ve kapatılmamasını isteyenler şeklinde yapmış. Sendika hakkında yapılan oylama işveren tarafından çarpıtılarak direnişin alehine bir sonuç almaya çalışıltı. Ancak bu hileye rağmen 120 oya karşılık 164 oyla işçiler sendikayı tercih etti. Oylama olduğu gibi yani sendika mı iş yeri mi diye yapılsaydı sendikalı olamayanların dışında kuşkusuz herkes sendika diyecekti.
Bu yapılanlara hatta komitedeki öncü arkadaşlarımızın, kadın arkadaşlarımızın tehdit edilmesine rağmen asla geri adım atmayacağız. Bu kararımız hergün içeride yaptığımız eylemlerimizden de bellidir. Sendika olarak 30 kasımda temyiz istiyoruz. Bu zaferi kazanana kadar mücadelemize devam edeceğiz.”
Tüm İlerici Gençlik Derneği olarak”Yolumuz işçi sınıfının yoludur” şiarıyla sınıf müadelesindeki yerini alan bizlerin emekçilerin yanlarında olduğumuzu ve direnişlerini sonuna kadar desteklediğimizi belirterek fabrikadan ayrıldık.





